Atatürk Cad. No: 174/1 Ekim Apt. K: 3 D: 5-6Alsancak İZMİR

Sağlayıcının Bayii Tarafından Verilen Hizmetten Sorumluluğu Hakkında Bilgi Bülteni

A.  Giriş

Yargıtay, 24.09.2020 tarihli bir kararında[1], bir akaryakıt bayisi tarafından müşterisinin aracına motorin yerine benzin konulması sonucunda ortaya çıkan zarardan sağlayıcının[2] da bayii ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağına hükmetmiştir.

Yargıtay, bu kararını karara konu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun[3] (“Eski Kanun”) çerçevesinde vermiş olup; işbu bilgi bülteninde, sağlayıcının bayiinin verdiği ayıplı hizmetlerden sorumluluğu günümüzde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun[4] (“Yeni Kanun”) çerçevesinde  incelenecektir.

B.  Karar İnceleme

Yargıtay’ın ilgili kararının konusunu oluşturan olayda davacı, davalı akaryakıt istasyonundan aracına yakıt aldığını, ancak pompa görevlisinin araca dizel yerine benzin tahliyesi yapması sebebiyle aracında arıza oluştuğunu iddia etmiştir. Yapılan inceleme neticesinde ilk derece mahkemesi bayiinin davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ancak sağlayıcının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle sorumlu olmadığına hükmetmiştir. Bu karara karşı Yargıtay, Eski Kanun çerçevesinde[5] sağlayıcı ve bayiinin ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan, müteselsil sorumluluğunun doğduğunu tespit etmiş ve bu bahisle mahkemenin kararını bozmuştur.

Yargıtay’ın sağlayıcıyı da sorumlu tutma gerekçesi, sağlayıcı tarafından yapılan reklam ve ilanlara güvenerek tüketicinin almayı beklediği hizmetle aldığı hizmet arasında fark olmasıdır:

“…Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir. Buna göre; davacının aracına davalı … Sanayi ve Ticaret A.Ş.’in çalışanı tarafından motorin yerine benzin konulması şeklinde gerçekleşen olayda, … Petrol Sanayi ve Ticaret A.Ş.’in diğer davalı … Ofisi’nin bayisi olarak satış yaptığı ve hizmet verdiği hususunda bir uyuşmazlık da bulunmaması karşısında, sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilanlarda tespit edilen yararlanma amacı bakımından tüketicinin beklediği faydaları ortadan kaldıran maddi eksiklikler içeren hizmet söz konusu olduğundan, anılan Kanunun 4/A maddesinin ilk fıkrası uyarınca ayıplı hizmet bulunmaktadır.

Sağlayıcı ve bayi 4/A maddesinin üçüncü̈ fıkrası gereğince, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü̈ zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Kaldı ki, sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Mahkemece açıklanan bu husus göz ardı edilerek, davalı … Ofisi’nin, zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”[6]

Sağlayıcı tarafından yapılan tanıtımlar ve yararlanma amacı bakımından bayinin sağladığı hizmet tüketicinin beklediği faydaları ortadan kaldıran ve eksiklikler içeren nitelikte olduğunda ortada ayıplı bir hizmet[7] bulunduğu kabul edilmelidir. Sağlayıcı ve satıcı bayii ayıplı hizmetten ve tüketicinin seçimlik haklarından dolayı müteselsil olarak sorumlu olacaklardır.

Yeni Kanun’da da “reklam ve ilanlarında yer alan niteliklere aykırılık” açık bir şekilde ayıp kapsamında değerlendirilmiştir. Yeni Kanun çerçevesinde verilen aşağıda  metnine yer verdiğimiz Bölge Adliye Kararında da benzer kararlarda[8] da içtihatlar bu yönde oluşturulmuştur:

“6502 sy. yasanın 3. maddesinde bu kanunun uygulanmasında hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Sağlayıcı; kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek ya da tüzel kişi olduğu hüküm altına alınmıştır. 6502 sy. Yasa m.13/2 ‘de hizmet sağlayıcı tarafından bildirilen internet portalında veya reklam veya ilanında yer alan özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki ve ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplı olarak kabul edilmektedir. Buna göre davacının aracına davalı F1 Petrol A.Ş. nin bayisi olan firmanın çalışanı tarafından motorin yerine benzin konulması şeklinde gerçekleşen olayda akaryakıt istasyonu ile davalı arasında bayilik sözleşmesinin bulunduğu, dosya kapsamından ve davalının istinaf dilekçesindeki beyanlarıyla sabittir. Somut uyuşmazlıkta, davacıya ayıplı mal verilmesi söz konusu değildir, ancak; anılan kanunun ‘Ayıplı Hizmet’ başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; “Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır.” Buna göre; davacının aracına davalı dışı akaryakıt istasyonunun çalışanı tarafından motorin yerine benzin konulması şeklinde gerçekleşen olayda, dava dışı akaryakıt şirketinin diğer davalı …’nin bayisi olarak satış yaptığı ve hizmet verdiği hususunda bir uyuşmazlık da bulunmaması karşısında, sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilanlarda tespit edilen yararlanma amacı bakımından tüketicinin beklediği faydaları ortadan kaldıran maddi eksiklikler içeren hizmet söz konusu olduğundan, ayıplı hizmet bulunmaktadır.”[9]

C.  Eski Kanun ve Yeni Kanun Çerçevesinde Sağlayıcının Sorumluluğu

Yeni Kanun uyarınca “reklam veren kişiler, reklamlarda yer verilen iddiaların doğru olduğunu ispatlamakla mükelleftirler”.[10] Bu çerçevede reklam verenler, mal veya hizmetlere ilişkin olarak reklamda belirtilen özelliklerin gerçeği yansıttığını ispatlayamadığı durumlarda bayii ile birlikte ayıptan müteselsil olarak sorumlu olacaktır.

Bu kapsamda bayiinin ayıplı mal veya hizmetinden dolayı sağlayıcının müteselsil sorumluluğunun olup olmadığı noktasında Eski Kanun ile Yeni Kanun paralellik gösterse de Yeni Kanun’un bazı durumlarda sağlayıcının sorumluluktan kurtulmasına izin vermektedir[11].  Buna göre,
sağlayıcının satılan mala ilişkin olarak diğer kişiler tarafından yapılan reklam ve mala ilişkin diğer tanıtım yollarından haberdar olmaması,
gerçek olmayan reklam veya mala ilişkin diğer tanıtım yollarının, satım sözlenmesinin kurulma aşamasına kadar değişikliğe uğraması veya
ilgili reklam ve mala ilişkin diğer tanıtım yollarına rağmen tüketicinin bunlardan etkilenmesinin mümkün olmaması halinde sağlayıcı sorumluluktan kurtulabilecektir.

Bu çerçevede Eski Kanun ile Yeni Kanun karşılaştırmalı olarak incelendiğinde;

Sağlayıcının her iki kanun kapsamında reklam ve ilanlarında yer alan niteliklere aykırılık halinde verilen taahhütlerin taraflarca bilinmesi nedeniyle söz konusu açıklamaların zikredilen nitelikler kapsamına girdiğinin kabulü sonucunda bayiinin sunduğu ayıplı mal ve hizmetten sorumlu olacağı,
Eski Kanun’dan farklı olarak Yeni Kanun kapsamında sağlayıcı, gerçek olmayan reklam veya mala ilişkin diğer tanıtım yollarının, satım sözlenmesinin kurulma aşamasına kadar değişikliğe uğradığını ispat ederek veya ilgili reklam ve mala ilişkin diğer tanıtım yollarına rağmen tüketicinin bunlardan herhangi bir etkilenmesi mümkün olamayacağını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabileceği[12] ortaya çıkmaktadır.

Saygılarımızla,
Gülaç Hukuk Bürosu

 

 

[1] Bkz: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/3188 E., 2020/4776 K. ve 24.09.2020 tarihli kararı
[2] Sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişidir.
[3] 4077 Sayılı TKHK 08.09.1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
[4] 6502 Sayılı TKHK ise 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
[5] Bkz: 4077 Sayılı Kanun madde 4/A
[6] Yargıtay Kararı- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/3188 E., 2020/4776 K. ve 24.09.2020 tarihli kararı
[7] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2012/153 Esas, 2012/598 Karar ve. 19.9.2012 tarihli kararında ayıplı mal tanımını; “reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler” şeklinde yapmıştır.
[8] Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin, 2020/588 Esas, 2020/581 Karar numaralı ve 15.10.2020 tarihli kararı
[9] İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi’nin 2020/31 Esas, 2020/12 Karar ve 22.9.2020 tarihli kararı
[10] Bkz: 6502 Sayılı TKHK madde 61
[11] Bkz: 6502 Sayılı TKHK madde 14/2
[12] Aydoğdu, Murat, Tüketici Hukuku Dersleri, Ankara 2015, sayfa 165.

Leave a comment