Atatürk Cad. No: 174/1 Ekim Apt. K: 3 D: 5-6Alsancak İZMİR

Anonim Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih ve Pay Sahiplerinin Ortaklıktan Çıkarılması Hakkında Bilgi Bülteni

A.  Giriş

Anonim şirketlerin haklı sebeple feshi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) düzenlenmektedir. Haklı sebeple fesih davası son çare olup tali bir araçtır.

Azınlık pay sahipleri, yani
halka açık olmayan şirketlerde sermayenin en az 1/10’unu
halka açık şirketlerde ise 1/20’sini temsil eden pay sahipleri haklı sebeplerin bulunması halinde mahkemeden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler[1].

Azınlık olarak değerlendirilmeyen ortakların bu davayı açma hakları bulunmadığı gibi alacaklılar veya ortak olmayan yönetim kurulu üyeleri de işbu davayı açamaz.

Mahkeme bu istem üzerine,
şirketin feshine, veya
davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına, veya
duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.

B.  Haklı Sebeple Fesih

Haklı sebep kavramı her ne kadar kanunda açıkça tanımlanmamış olsa da genel olarak ortaklığın devamının doğruluk kurallarına ve ortaklar arası güvenin sağlanamaması sonucuna ulaştıran sebepleri ifade etmektedir.

Haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği her olayın özelliğine göre mahkemece takdir edilecektir. Örnek vermek gerekir ise;
şirketin mali olarak gelir ve verim elde edememesi,
sermaye konulsa bile mali verim alınmaması,
yönetim kurulu üyesinin üstüne düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi, görevini kötüye kullanması,
anonim ortaklıkta ortaklar arası anlaşmazlıkların sürekliliği gibi haller durumun niteliğine göre haklı sebep sayılabilecektir.

Fesih davası açan ortağın diğer ortaklarla ilişkilerinde problemler gerçekleşebilir. Nitekim bu durum devam eden davalarda görülen en belirgin sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğunlukla ortaklar arası menfaat dengeleri bozulabilir ve bu nedenle ihtilaflar çıkabilir. Veyahut azınlık çoğunluğun üzerinde baskı kurarak haklarını engellemeye çalışabilir. Bu gibi sebepler de yine durumun niteliğine göre haklı sebep teşkil eder.

Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı ilkesi benimsenmiştir. Bu yüzden çok sayıda pay sahibinin bulunduğu, büyük çaplı bir anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketleri ve küçük ortaklıklar “anonim şirket” türünde olsa dahi, bu şirketlerde kişisel sebeplerin haklı sebep sayılması söz konusu olabilecektir.

Haklı nedenle fesih davasında mahkemece her zaman şirketin feshine karar verilmeyebilir. TTK mahkemelere davacı pay sahibinin ortaklıktan çıkarılmasına veyahut duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verebilme yetkisi tanınmıştır. Mahkemece davacı pay sahiplerinin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek ortaklıktan çıkması kararı, davacıların diğer ortaklarla ortaklık ilişkisi devam edememe noktasındaysa söz konusu olmaktadır.  Bu durumda ödemeyi davacı pay sahibine anonim ortaklık yapacak olup, bu durum sermayenin azaltılmasına neden olabilecektir.

Bilindiği üzere anonim ortaklıklarda mahkeme kararı olmaksızın ortağın ortaklıktan çıkarılması olanaklı değildir.  Lakin burada ortağın çıkarılması haklı sebeple fesih davasıyla bağlantılı olarak değerlendirilir. Önemine binaen belirtmeliyiz ki; anonim şirketlerde ortaklıktan çıkarılma tek başına ve bağımsız bir dava konusu yapılamaz.

Yine ana sözleşmenin değiştirilmesi, şirketin bölünmesi ve sair çözümler yoluna gidilebilir. Mahkemelere böylesi geniş bir yetki tanınmasının yegane sebebi işletmenin sürekliliğinin sağlanması amacının hakim olmasıdır. Bu noktada fesih yerine başka bir çözüme karar verilmesi hususu hâkimin taleple bağlılık ilkesine TTK tarafından getirilen önemli bir istisna teşkil etmektedir.

C.  Sonuç

Anonim şirkette ortaklığın sona erdirilmesini gerektiren haklı sebeplerin bulunması halinde azınlık ortaklar, ortaklığın haklı sebeple feshini mahkemeden talep edebilir. Bu dava ortaklığa karşı asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır. Haklı sebeplerin bulunması halinde mahkeme feshe karar verebileceği gibi fesih yerine davacıların karar tarihine en yakın tarihteki paylarının gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmalarına veyahut duruma uygun düşen başkaca çözümlere karar verebilir. Hâkimin bu geniş takdir yetkisinin yegane sebebi ortaklığın süreklilik ilkesinden kaynaklanmaktadır.

 

Saygılarımızla,
Gülaç Hukuk Bürosu

 

 

 

[1] Bkz: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 531

Leave a comment