Atatürk Cad. No: 174/1 Ekim Apt. K: 3 D: 5-6Alsancak İZMİR

Covıd-19 Sebebiyle Eğitime Ara Verilmesinin Özel Okullar Üzerinde Etkileri Hakkında Bilgi Bülteni

1.  Giriş
COVID-19 (“Koronavirüs”) olarak bilinen, 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ilk kez görülmesinden bu yana hızlı yayılmasının ardından küresel bir tehdit noktasına ulaşan salgını Dünya Sağlık Örgütü, 12.03.2020 tarihli kararında “Pandemi” (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan etmiş ve küresel risk seviyesini “yüksekten” “çok yüksek” seviyesine çıkarmıştır.
Bütün dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınından korunma amacıyla ülkemizde de önlemler alınmaya başlanmıştır ve alınan önlemlerin etkisi gün geçtikte artmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı (“Bakanlık”) 16-20 Mart 2020 tarihleri arasında tüm ilk ve orta dereceli tüm okullarda eğitim ve öğretime ara verildiğini; 23-27 Mart 2020 tarihleri arasında ise uzaktan eğitim süreçlerinin başlayacağını duyurmuş akabinde uzaktan eğitimin 30 Nisan 2020 tarihine kadar uzatıldığını duyurmuştur. Bakanlık’ın açıklamaları uyarınca Türkiye genelinde bütün özel öğretim kurumları da 30 Nisan 2020 tarihine kadar eğitimlerini uzaktan sürdürecektir.
Belirtilen bu kurallar özel okul ücretleri, yemek, servis ücretlerinin iade edilip edilmeyeceği başta olmak üzere hukuki açıdan birçok tartışmaya yol açmaktadır.

2.  Mücbir Sebep
Özel okullar ile öğrenci velileri arasında imzalanan Öğrenci Kayıt Sözleşmesi (“Sözleşme”); Bakanlık Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen şekilde tek tip olarak hazırlanmakta olup Sözleşme yıllık olarak belirlenen eğitim ücreti, yemek ücreti, kahvaltı ücreti kalemlerini içermektedir.
Sözleşme doğrultusunda Okul’un yükümlülükleri eğitim, yemek, kahvaltı ve servis hizmeti olup Veli’nin yükümlülüğü ise Sözleşme’de belirtilen ücretin karşılanmasıdır.
Okulların 16-20 Mart 2020 tarihleri arasında tatil edilmesi ve takip eden günlerde uzaktan eğitime geçilmesi Sözleşmelerde edimlerin mücbir sebep nedeniyle etkilenip etkilenmeyeceği tartışmasına yol açmaktadır. Öncelikle konuya ilişkin mevzuatta yer alan düzenlemeleri değerlendirmek gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 136. Maddesi uyarınca; “Borcun ifası borçlunun Sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa, borç sona erer.”
TBK’nın 138. Maddesi uyarınca; “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum borçludan kaynaklanmayan bir nedenle ortaya çıkarsa, borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara göre uyarlanmasını veya sözleşmeden dönme hakkının yürürlüğe konulmasını ister.”
Yargıtay ise mücbir sebebi, “borcun ifasına engel olan ve herhangi bir kimse tarafından alınacak tedbirlere rağmen önüne geçilmesine imkân olmayan beklenmedik, harici ve borçlunun iradesi dışında meydana gelen bir olay” olarak tanımlamıştır.
Mücbir sebebin varlığından bahsedilebilmesi için, borcun ifasına engel olan durumun mutlaka sayılan özellikleri taşıması gerekmektedir:
  borçlunun kusurunun olmaması,
 sebebin öngörülebilir olmaması,
 sebebin karşı konulamaz olması,
 sebebin gerçek olması
Doktrinde[1] yer alan bir görüşe göre ise; “Borçlu, borcunu ifa edememesinin mücbir sebepten ileri geldiğini ispat ederek mesuliyetten kurtulabilir. Mücbir sebep, akdi mesuliyette, borçlunun borcunu yerine getirmesinin kusurundan ileri gelmediğini gösteren borçluyu mesuliyetten kurtaran bir hadisedir.”
Sözleşmelerde yer alıyorsa mücbir sebep maddesi incelenerek, yaşanan duruma uygun olup olmadığının değerlendirmesini yapmak doğru olacaktır.

3.  Okulların Eğitime Devam Etme Yükümlülüğü
Yaşadığımız süreçte okullar Bakanlık tarafından bildirilen bütün talimatları takip etmekle ve en kısa zamanda açıklanan talimatlara sistemlerini uyumlu hale getirmek suretiyle talimatları yerine getirmekle yükümlüdür.
Eğitim ve öğretimin verilme şekli değiştirilmiş olup; anayasal bir hak olan eğitim hakkının ortadan kaldırılması veya sınırlandırılması söz konusu değildir.
Bakanlık’ın tüm kararlarına uymakla yükümlü olan özel öğretim kurumları da üzerlerine düşen bu yükümlülüğü eğitim ve öğretim planı çerçevesinde 30 Nisan 2020 tarihine kadar “uzaktan” olacak şekilde yerine getireceklerdir.

4.  Yıllık Eğitim Ücreti
Eğitim giderinin tatil ilan edilen süre için tekrar değerlendirilmesi, hizmet verilmeyen sürelere ilişkin olarak TBK m. 136 temel alındığında özel okulların ücretleri iade etmesi veya okullar tarafından hizmet verilmeyen süreler açısından telafi uygulamasına gidilmesi gerekmektedir.
Uzaktan eğitim uygulanan süreler için ise işletme giderleri göz önünde bulundurularak ücretlerde tekrar değerlendirme yapılabilir. Online eğitime geçilmesinden etkilenecek yol, yemek, kitap, yatak gibi hizmetlere ilişkin ücretlerde mutlaka değişiklik yapılarak veliler ile uzlaşma yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Okul ücretlerini dönem başında peşin olarak ödeyen velilere ise, yeniden hesaplama ile bulunacak olan ücret farkının (edim borcunun sona ermiş olması sebebiyle ifa edilemeyecek olan edimler için fazladan tahsil edilmiş olan) TBK 136. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca geri ödenmesi tavsiye edilmektedir.
Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği ve Bakanlık tarafından yapılan bütün açıklamalarda ise korona virüsün etkisini azaltmasını takip eden dönemde yazın okullar tarafından ek bir program oluşturularak veya yeni okul dönemi başladığında hazırlanacak olan ek kurslarla kaybedilen bütün sürenin telafi edilmesine ilişkin yönlendirmeler yapılmaktadır.
Velilerin sözleşmenin feshi yoluna da gitme ihtimalleri bulunmaktadır. Böyle bir durumda aşağıda yer alan Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 56. Maddesi hükümleri dikkate alınmalıdır.
“Kurumlara kaydolan öğrenci ve kursiyerlerden;
a) Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında öğretim yılı başlamadan sınavla öğrenci alan resmî okulların 9 uncu sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç, okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin 42 yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir.
b) Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Dönem başladıktan sonra ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu ile öğrenim gördüğü ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir.
c) Öğretime başladıktan sonra ayrılan öğrenci veya kursiyerlerden alınacak ücret kurumun öğrenim ücretinden fazla olamaz.”

5.  Servis ve Yemek Ücretleri
Gelinen aşama itibarıyla özel okulların bu dönemde servis, yemek sunma gibi edimlerini yerine getirebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle özel okulların velilerden almış olduğu servis, yemek vb. ücretler üzerinde sebepsiz zenginleşme hükümleri de göz önüne alınarak uyarlamaya gidilmesi gerekmektedir.
Bu kalemler için tedarikçi ile okul arasında mevcut sözleşmeler yine mücbir sebep koşulları açısından değerlendirilmeli ve yapılacak ödemeler mevcut koşullara göre uyarlanmalıdır.

6.  Sonuç
Özel okullar yaşanan bu süreçte kira ve öğretmen maaşı giderleri gibi ödemeleri aksatmadan yapmaya devam etmekte olup eğitim verme yükümlülüğünü de online eğitim yoluyla yerine getirmektedir. Bu sebeple yaşanan süreç, okulun verdiği bütün hizmetin durduğu ve veliler tarafından hiçbir ödeme yapılmayacağı anlamına gelmemektedir. Özel okul ve veli arasındaki ilişkide her bir edimin ayrı ayrı irdelenmesi ve ücretlerde uyarlamalara gidilmesi tavsiye edilmektedir.
Eğitim öğretim hayatının normale dönmesiyle okullar tarafından öğrencilere ücretsiz ek dersler verilerek kaybedilen konuların telafi edilmesi ve buna ilişkin duyuruların velilere şu an yapılması tavsiye edilmektedir.
Okullar tarafından yaşanan süreç sona erdikten ve okullardaki eğitim hayatı normalde döndükten sonra telafi ders programları yapılarak bütün eksikliklerin giderilmesi sözleşmenin ifası açısından da önemli olacaktır. Sınıfta ders verilmesi, yemek, temizlik ve servis vb. hizmetlerin karşılığı tespit edilerek velinin ödeyeceği toplam miktardan indirilerek sözleşmenin kısmi olarak devamı sağlanmalıdır. Konu ile ilgili hem veli hem de okul tarafından herhangi bir eylem yapılırken söz konusu hizmetin, zorunlu eğitim ve öğretim olduğu göz önünde tutulmalı ve yaşanan bu süreç geçtikten sonra, eğitim öğretim hayatının daha da hızlı bir şekilde ilerlemesi ve her şeyin düzelebilmesi için tarafların birbirine ihtiyacı olacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle tarafların tüm iyiniyetli yaklaşımlarını sergilemesi ve menfaat dengesinin sağlanması beklenmektedir.
Okullara gidilememesi ve eğitimin online olarak yapılmakta olmasının okulların karar verebileceği bir konu olmadığı, okulların uymakla yükümlü olduğu idari bir karar olduğunun göz önüne olunduğunda bu konu hakkında çıkacak uyuşmazlıkların ilerleyen zamanlarda okul lehine sonuçlanması da muhtemel görülmektedir.
Bulunduğumuz dönem yapılan düzenlemeler açısından oldukça dinamik olup sürecin yakınen takip edilmesi ve konuya ilişkin olarak okullar tarafından yapılacak her türlü girişimin hukukçularla birlikte hareket edilerek yapılması önemle tavsiye edilmektedir.

Saygılarımızla,

Gülaç Hukuk Bürosu

[1] Prof. Dr. Haluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku