Atatürk Cad. No: 174/1 Ekim Apt. K: 3 D: 5-6Alsancak İZMİR

CoVID-19 Salgının Çek Hukukuna Etkilerine Dair Bilgi Bülteni

 A.  Giriş
Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Pandemi” olarak nitelendirilen Covid-19(Koronavirüs) salgınının ülkemizde de görülmesi ve bulaşıcılığının yüksek olması sebebiyle 21.03.2020 tarihinde yayımlanan genelge ile 65 yaş ve üzeri kişiler ile kronik hastalığı olan vatandaşların ikametlerinden dışarı çıkmaları, açık alanlarda, parklarda dolaşmaları ve toplu ulaşım araçları ile seyahat etmeleri sınırlandırılarak sokağa çıkmaları yasaklanmıştır. Bu yasakla birlikte çeklerde meşru hamil sıfatına sahip kişilerin yasak kapsamında yer almasının ibraz sürelerine etkisi ve mücbir sebep konusu gündeme gelmektedir.
Koronavirüs (COVID-19) salgınının yarattığı etki dikkate alındığında mücbir sebep teşkil ettiği aşikardır. COVID-19 salgınının ve işbu süreçte alınan önlemlerin çekin ibrazı hususunda olası etkileri ve sonuçları önem taşımaktadır. Bu dönemde karşılıksız çek düzenlemenin veyahut düzenlenmesine sebebiyet vermenin yaptırımları izaha muhtaç hale gelmiştir.

 B.  Çekte İbraz
Bütün kıymetli evrak senetlerin de olduğu gibi çek de bir ibraz senedidir. Kıymetli evrakın temel niteliklerinden biri olan hakkın senede bağlı olmasından dolayı, hak ile senet bütünleşmiştir. Bundan dolayı hakkın senetten ayrı olarak talep edilmesi mümkün değildir. Bir kıymetli evrak ve kambiyo senedi olan çekte de hakkın talep edebilmesi için çekin ibraz edilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 707.maddesi çekin görüldüğünde ödeneceğini ve buna aykırı bir kaydın yazılmamış hükmünde olduğunu açıkça belirtmiştir. İbraz, çekin bedelinin ödenmesi için bankaya sunulmasıdır. Çek, çek hesabı açılan muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edilebilir. Çekin banka tarafından ödenebilmesi için TTK’da belirlenen koşullara uygun olması ve kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi gerekir. Çekin ibrazı halinde banka, çek hamilinin kimliğini ve vergi kimlik numarasını saptadıktan sonra bedeli öder.
Çek bir ödeme aracı ve görüldüğünde ödenmesi gereken senetlerden olmasına rağmen ülkemizde genellikle kredi vasıtası olarak kullanılmaktadır. Bu durum çek uygulamasında zamanla Türk Hukuku’na özgü bazı sorunları da beraberinde getirmiş, özellikle karşılıksız çek için öngörülen yaptırımlar yetersiz kaldığından ötürü çek hakkında özel düzenlemeler yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu hükümlerine bakıldığında ileri tarihli çek düzenlenebilir ve bu çek geçerlidir. Bu konuda anlatılmak istenen husus; düzenleme günü olarak gösterilen günden önce ödenmesi için çek ibraz edilebilir.
Zira TTK’da “Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış sayılır. Düzenleme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir” hükmü yer almaktadır. [1]
Fakat bu aşamada belirtmek gerekir ki; 31.12.2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.[2]
Görüldüğü üzere, Çek Kanunu kapsamında dahi varlığını koruyan çekin görüldüğünde ödeneceği kuralı, 31.12.2020 tarihine kadar askıdadır. Zira anılan tarihe kadar çekin hamili tarafından üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce yapılan ibraz geçersiz olacaktır. İbraz olmaksızın çek ödenemeyeceğine göre geçersiz ibrazın anlamı, ibrazın yapılamayacağı ve bankanın hesapta karşılık olsa bile ödeme zorunluluğunun bulunmadığıdır.
Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.[3]
Bir çek,
 Düzenlendiği yerde ödenecekse on gün;
 Düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
 Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.[4]
Önemle belirtmek gerekir ki kanundaki ibraz süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir.
Çekin süresi içinde ibraz edilmesi halinde alacak muaccel hale gelir. İbrazın süresinde yapılmaması durumunda hamil müracaat hakkını yitirecek olup düzenleyen de çekten cayabilir. Burada en önemli hususlardan biri ise; çekin süresi geçtikten sonra ibraz edilmesi durumunda muhatap banka çekin üzerine “karşılıksız” şerhini koyamaz, eğer koyarsa bu kayıt herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Yine süresinde çek ibraz edilmez ise kambiyo senetlerine özgü takip yollarına başvurulamaz.

 C.  Mücbir Sebebin Varlığı Halinde Çekte İbraz Sorunu
Kanunda belirtilen ve yukarıda bahsettiğimiz ibraz süreleri kesindir, uzatılamaz veyahut kısaltılamaz. TTK’ya göre mücbir sebeplerin[5] varlığı halinde ibraz sürelerinin uzaması mümkün olmaktadır.
TTK çekte başvurma hakkına ilişkin mücbir sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlemektedir[6]:
“Kanunen belirli olan süreler içinde çekin ibrazı veya protesto edilmesi veya buna denk bir belirlemenin yapılması, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel nedeniyle gerçekleştirilememişse, bu işlemler için belirli olan süreler uzar.
Hamil, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar et-meye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamakla zorunludur.
Mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra hamil, çeki gecikmeksizin ödeme amacıyla ibraz etmek ve gereğinde protesto veya buna eş değerde bir belirlemeyi yaptırmak zorundadır.
Mücbir sebep, ibraz süresinin bitiminden önce olmak şartıyla, hamilin bu sebebi kendinden önce gelen borçluya ihbar ettiği gün-den itibaren onbeş günden fazla devam ederse, çekin ibrazına ve protesto çekilmesine veya buna eş değerde bir belirlemeye gerek kalmaksızın başvurma hakkı kullanılabilir.
Hamilin veya çeki ibraz etmekle, protesto çekmekle ya da aynı nitelikte bir belirlemeyi yaptırmakla görevlendirdiği kişinin, sadece kendileriyle ilgili olgular mücbir sebep sayılmaz.”
65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşların sokağa çıkmalarının yasaklanması, kişilerin salgın sebebiyle hastalanmasından ötürü hastanelerde bulunması   ve yetkililerin ülkede yaşayan herkese “evde kal” çağrısında bulunmasından dolayı vatandaşların hukuki ve fiili engellerle karşılaştığı bu dönemde çek ibrazı için bankaya gidemeyecek konumda olan çek hamilini hem TTK madde 811 hem de salgın döneminde çıkarılan özel yasal düzenlemelerle koruma yoluna gidilmiştir.
Şöyle ki,
Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler…13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden…itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir.[7]
Belirtmek gerekir ki, mevcut hukuk düzenimiz göz önüne alındığında hak düşürücü süreler ve ibraz sürelerinin durması ya da kesilmesi söz konusu değildir. Hal böyle olsa da yukarıda yer verilen maddede açıkça “ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler 30/4/2020[8] tarihine kadar durur” lafzından hareketle ibraz sürelerinin durdurulduğu açıkça hüküm altına alınmıştır. Nitekim, ibraz süreleri durdurulmuş olan çeklerde düzenleyenin de bir ödeme sorumluluğundan bahsedilemeyeceği aşikardır.
Son olarak belirtelim ki, her ne kadar madde metninde “13/3/2020 tarihinden itibaren 30/4/2020 tarihine kadar durur” denilmiş ise de ilgili yasanın[9] Resmi Gazete’de yayınlandığı tarih 26.03.2020 olduğundan 13.03.2020 tarihinden 7226 sayılı Kanun’un yayınlandığı dönem aralığında muhatap bankaya ibraz edilen çeklerin ibrazı ve ibraz neticesinde banka tarafından yapılan ödemelerin geçerli kabul edilmesi esastır.

  D.  Karşılıksız Çek Suçuna İlişkin Cezaların Covid-19 Salgının Nedeniyle Ertelenmesi Hususu
Yukarıda açıkladığımız hususlara ilaveten, 7226 sayılı Kanun ile karşılıksız çek düzenleyen kişilere verilen cezaların infazı da bu süreçte durdurulmuştur.
“5. maddede tanımlanan ve 24/3/2020 tarihine kadar işlenen suçtan dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla durdurulur. Hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını üç aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. İnfazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükümlü taksitlerden birini süresi içinde ilk defa ödemediği takdirde ödemediği bu taksit, sürenin sonuna bir taksit olarak eklenir. Kalan taksitlerden birini daha ödemediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir.[10]”

 E. Sonuç
COVID-19 salgın dönemine yönelik alınan tedbirler neticesinde 13.03.2020 ila 30.04.2020 tarihleri arasında ibraz süreleri durdurulmuş olup çek ibrazı ve buna ilişkin süreler de bu düzenlemenin kapsamı içine alınmıştır.  Görüldüğü üzere, 30.04.2020 tarihine kadar çekin muhatap bankaya ödeme için ibrazının önüne geçilmiş olup 04.05.2020[11] tarihinden önce karşılığı bulunsa dahi çekin ibrazı neticesinde ödenmemesi ve karşılığı bulunmayan çeklere de “karşılıksız” işlemi yapılmaması bu süreçte gerek hamil gerek ise düzenleyen keşideci açısından önem arz etmektedir. Aksi durumda muhatap bankanın düzenleyen/keşideciye karşı sorumluluğunu doğuracağı görüşünde olduğumuzu belirtmek isteriz.

Konuya ilişkin herhangi bir sorunuz olması halinde her zaman bizlerle iletişime geçebilirsiniz.

 

Saygılarımızla,

Gülaç Hukuk Bürosu

 

 

[1] Bknz: Türk Ticaret Kanunu madde 795

[2] Bknz: Çek Kanunu geçici madde 3/5

[3] Bknz: Çek Kanunu madde 3/8

[4] Bknz: TTK madde 796

[5] ve TTK madde 811’de aranan koşulların

[6] Bknz: TTK madde 811

[7] Bknz:  25.03.2020 tarih ve 7226 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” un geçici madde 1 hükmüyle

[8] Bu tarih de dâhildir.

[9] 7226 sayılı Kanun

[10] Geçici Madde 5- (1)

[11] 1 Mayıs Cuma Resmi tatil, 2-3 Mayıs Cumartesi ve Pazar günlerine denk gelmektedir.