Atatürk Cad. No: 174/1 Ekim Apt. K: 3 D: 5-6Alsancak İZMİR

Birden Fazla Vatandaşlığı Bulunan Kişinin Türk Vatandaşlığından Çıkması Prosedürü ve Çıkmanın Sonuçları ile İlgili Bilgi Notu

A.  Giriş

Bir kişi, mevzuata uygun çeşitli şekillerde kazanılan Portekiz vatandaşlığı ile yasal yollarla ihtiva edilen Türk vatandaşlığını bir arada barındırması itibarıyla çok vatandaşlık[1] sıfatına haiz olabilir. Bu özelliği barındıran kişilerin Türk vatandaşlığından çıkma yoluyla ayrılma prosedürü ve çıkma işlemi sonucu karşılaşılacak hususlar hakkında bilgilendirilmeleri adına; öncelikle Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu (“TVK”), sair mevzuat hükümleri ve Türkiye-Portekiz Devletleri arasında tanzim ve imza olunan “Anlaşma” çerçevesinde değerlendirme yapılacaktır.

B.  Türk Vatandaşlığından Çıkma Talebinde Bulunulması Şartları

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türk vatandaşlığından çıkma hususu ekseriyetle TVK ile düzenlenmiş amir hükümler vasıtasıyla şekillenmiştir. TVK’da yer alan maddelerin büyük bir kısmı emredici nitelikte olup; emredici hükümlere aykırı eylemlerle gerçekleştirilen veya söz konusu maddelerin ilgili kişi[2] tarafından yorumlandığından bahisle kısmen dahi farklı şekilde yapılan iş ve işlemlerin, yetkililerce onaylanması mümkün değildir.

Türk Vatandaşlığı Kanunu madde 25’te Türk vatandaşlığından çıkmak için talepte bulunanlardan aşağıda belirtilen şartların TAMAMINI sağlayan kişilere İçişleri Bakanlığınca (“Bakanlık”) çıkma izninin VERİLEBİLECEĞİ belirtilmiştir;

  • Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
  • Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtilen bulunmak
  • Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak
  • Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak

Bahsedilen 4 unsur, ilgili kişinin Türk vatandaşlığından çıkma talebinde bulunmasının ön koşullarıdır. Kanunda, söz konusu hususların tamamına uygunluk aranacağı vurgulanmaktadır. Aynı zamanda, aranan tüm şartların sağlanmasına rağmen çıkma belgesinin[3] alınamayabileceğine; çıkma belgesinin verilmesi noktasında Bakanlığın takdir yetkisinin bulunduğuna değinilmiştir.[4]

TVK madde 25’in içerik incelemesi

a) Yetkililerce, ilgili kişinin doğum tarihi itibarıyla erginlik huşuna ilişkin kontrol gerçekleştirilecektir. Öyle ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“TMK”) madde 10 uyarınca erginlik, kişinin on sekiz yaşını doldurması itibarıyla başlar. Öte yandan, henüz on sekiz yaşını doldurmayan kişiler için evlenmeyle ergin kılınmaya dair özel düzenlemeler[5]

Çıkma başvurusu esnasında ilgili kişinin TMK madde 13’te havi “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” şeklindeki düzenlemeye uygun nitelikte olması gerekir. Dolayısıyla kişinin “Ayırt etme gücüne sahip olmak” durumuna dair aleyhine yöneltilen derdest veya sonuçlanmış herhangi bir dava veya resmi başvurusu olup olmadığına ve aynı zamanda herhangi bir sağlık kuruluşu yahut yetkili merci kararı bulunup bulunmadığına dikkat edilecektir.

Çıkma izninin alınabilmesi için ilgili kişinin erginlik şartını karşılıyor olması ve hakkında ayırt etme gücüne sahip olmadığına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmaması gerekmektedir.

b) Türk vatandaşlığının yanında hali hazırda Portekiz vatandaşlığını haiz kişiler tarafından, çıkma izni talebi tarihinden önceden kazanılmış olan ve hala korunan yabancı devlet vatandaşlığını ispata yarar belge[6] sunulduğu takdirde anılan ön koşula uygunluk sağlanmış olacaktır.

c) İlgili mevzuat hükümleri uyarınca kişinin askerlik hizmeti yükümlülüğüne dair sebeplerle aranan kişilerden olmaması gerekir. Öte yandan başvuru esnasında herhangi bir suça istinaden hakkında arama işlemleri yürütülen kişiler arasında bulunulmaması gerekliliği de incelenecektir. Çıkma izninin alınabilmesi adına askerlik hizmeti nedeniyle veya herhangi bir suça istinaden aranan kişilerden olunmaması şarttır.

d) Son olarak kişinin herhangi bir sebeple herhangi bir mali ve cezai sınırlandırmaya tabi tutulup tutulmadığına dikkat edilecek; sınırlandırma bulunması halinde çıkma izni verilmeyecektir.

Yukarıda sayılan 4 unsurun tamamının çıkma talebinin yapıldığı tarihte bir arada sağlanması durumunda ilgili kişi hakkında vatandaşlıktan çıkma izni verilebilecektir. Öte yandan, Portekiz vatandaşlığına haiz olunduğunu (yabancı ülke vatandaşlığını) gösteren belgenin sunulması talep edilse de TVK madde 36’ya binaen Türk vatandaşlığının ispatı için herhangi bir şekil şartı koşulmamaktadır. Anılan nedenle kişinin birçok belge sunmak veya ilgili kurumlardan talep etmek suretiyle Türk vatandaşlığını bildirmesi mümkündür.[7]

C.  Vatandaşlıktan Çıkma Başvuru Usulü

Türk Vatandaşlığı Kanunu madde 37, vatandaşlık işlemlerinde müracaat makamı ve usulüne işaret etmektedir. Öyle ki, Türk vatandaşlığının kaybına[8] ilişkin başvuruların yurt içinde ikamet edilen yer valiliğine, yurt dışında dış temsilciliklere[9], bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin özel vekaletnameyle yapılabileceği öngörülmüştür.

Türk vatandaşlığından çıkma başvurularının Türkiye’de gerçekleştirilmek istenmesi halinde yetkili kurum ilgili kişinin ikamet ettiği yer valiliğidir. İlgili kişinin, yurt dışında yapmak istediği başvurular yönünden ise dış temsilcilikler yetkili olacaktır.

Bir diğer yandan, söz konusu başvurunun ilgili kişi tarafından bizzat yapılmasının haricinde “bu hakkına kullanılmasına ilişkin özel yetki tanıyan” vekaletname bulundurulması şartıyla dayanılarak vekaleten gerçekleştirilmesi de mümkündür. Başvuru sırasında Yönetmelik’in 42. maddesi uyarınca çıkma isteğini belirten form dilekçe, müracaat makamlarınca sistemden alınan nüfus kayıt örneği ve yabancı devlet vatandaşlığının kazanıldığına ilişkin belgenin onaylı tercümesi ibraz edilmelidir.

İlgili kişi, başvurusunun ardından vatandaşlık işlemlerine ilişkin inceleme ve araştırmalarla alakalı bilgi ve belgelerin geciktirilmeksizin kendisine temin edilmesini kamu kurum ve kuruluşlarından talep etme hakkına sahiptir.[10]

TVK madde 40’ta belirtildiği üzere, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verilen Kararın (Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin) geri alınabileceğine dikkat edilmelidir. Bu gibi durumlara kasten sebebiyet veren kişilerin çeşitli müeyyidelerle karşı karşıya kalması mümkün olabileceğinden, sunulan bilgi ve belgelerde olabildiğince özenli davranılması; bilgi ve belgelerin güncelliğinin kontrol edilmesi önem arz etmektedir.

D.  Türk Vatandaşlığından Çıkmanın Geçerliliği ve Sonuçları

Kanunda başvuru sürecinde ilgili kişinin yabancı bir devlet vatandaşlığına sahip olup olmaması yönünden farklı prosedürler benimseneceği belirtilmiştir. TVK madde 26 uyarınca;

“Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmak üzere Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyenlerden talepleri uygun görülenlere Bakanlıkça, Türk vatandaşlığından çıkma izin belgesi; verilen izin sonucunda veya önceden yabancı bir devlet vatandaşlığını kazandığını belgeleyenlere ise Türk vatandaşlığından çıkma belgesi verilir…”

Açıklandığı üzere henüz yabancı bir devlet vatandaşlığı olmamasına rağmen talepleri uygun görülenlere çıkma izin belgesi verilmekte; izin sonucunda vatandaşlık kazandığını belgeleyenler veya zaten önceden yabancı bir devlet vatandaşlığına haiz olanlara çıkma belgesi düzenlenmektedir.

İnceleme konusu çok vatandaşlık barındıranlar yönünden olduğu için, izin belgesi alınması ve akabinde Kanunda belirtilen süre içerisinde kazanılan yabancı vatandaşlığa ilişkin belge sunulması zorunluluğu gibi bir usule girilmeyecektir.  Hali hazırda Portekiz vatandaşlığına sahip olan kişi başvurudan önce, başvuru sırasında veya başvuru sürecinde Portekiz vatandaşlığının kaybına neden olacak bir durumla karşılaşmadığı takdirde; Portekiz vatandaşlığına sahip olduğunu gösteren belge doğrultusunda ve talebi uygun bulunursa doğrudan Türk vatandaşlığından çıkma belgesi sahibi olacaktır.

Türk vatandaşlığından çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslim edilmesiyle birlikte Türk vatandaşlığı kaybedilecektir. Vatandaşlığın kaybı neticesinde kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılacak ve kişiler kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulacaktır.[11]

Türk vatandaşlığından çıkılmasının kan hısımlarına etkisi

Kişinin Türk vatandaşlığını kaybetmesi eşinin vatandaşlığına tesir etmemektedir. Türk vatandaşlığını kaybeden ana ya da babanın talebinin bulunması ve diğer ebeveynin de muvafakat etmesi halinde çocuklar da ebeveynlerle birlikte Türk vatandaşlığını kaybedecektir. Muvafakat verilmemesi durumunda başvuru üzerine hâkim kararına göre işlem yapılacaktır. Vatandaşlığın kaybı nedeniyle çocukların vatansız kılınma durumu söz konusu ise ebeveynlerin mutabık kararı bulunsa dahi bahsedilen hükmün uygulanması mümkün değildir.[12]

Öte yandan, Türk vatandaşlığını birlikte kaybeden ana ve babanın çocuğu da Türk vatandaşlığını kaybedecektir. Ana veya babadan birinin ölmüş olması halinde veya vatandaşlıktan çıkan kişi dışındaki ebeveynin yabancı olması halinde çocuk, Türk vatandaşlığını kaybeden ana ya da babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kaybeder. Her halükârda Türk vatandaşlığının kaybı, çocuğu vatansız kılacak ise bu hükümler uygulanmayacaktır.[13]

Ayrıca, belirli şartların taşınması koşuluyla Türk vatandaşı çocukların ergin olmalarından itibaren üç yıl içerisinde seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığından çıkabileceği kabul edilmektedir. Bu noktada da dikkat edilmesi gereken husus, çocukların Türk vatandaşlığından çıkmasının ardından vatansız kalmaması gerektiğidir.

Buna göre ergin olmalarından itibaren üç yıl içerisinde seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığından çıkabileceği sayılan 5 grup çocuk şöyledir[14];

  • Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle doğumla Türk vatandaşı olanlardan yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazananlar
  • Anaya ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı olanlardan, doğum yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar
  • Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar
  • Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde, sonradan yabancı ana veya babasının vatandaşlığını kazananlar
  • Herhangi bir şekilde, Türk vatandaşlığını kazanmış ana veya babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazananlar

E.  Türk Vatandaşlığından Çıkan Kişilere Tanınan Haklar

Çıkma yoluyla Türk vatandaşlığını kaybeden kimseler için birtakım hakların bulunacağı belirtilmiş ve TVK madde 28’de sınırlı şekilde sayılmıştır.

Anılan maddede belirtilen istisnai haller saklı kalmak üzere, TÜRK VATANDAŞLIĞINI DOĞUMLA KAZANAN VE ÇIKMA YOLUYLA KAYBEDEN KİŞİLER ile bunların üçüncü dereceye kadar olan altsoyları[15]; TÜRK VATANDAŞLARINA TANINAN HAKLARDAN AYNEN YARARLANMAYA DEVAM EDECEKTİR. Belirtilen “kazanma” ve “kaybetme” şartlarını taşıyan kişiler ile bu kişilerin altsoyları bir bakıma Türk vatandaşı gibi muamele görmektedir.

Türkiye’de ikamet, seyahat, çalışma, yatırım, ticari faaliyet, miras, taşınır ve taşınmaz iktisabı ile ferağı yönünden

Öyle ki, bu kişilere ilişkin Türkiye’deki ikamet, seyahat, çalışma, yatırım, ticari faaliyet, miras, taşınır ve taşınmaz iktisabı ile ferağı gibi konulara yönelik işlemler, ilgili kurum ve kuruluşlarca Türk vatandaşlarına uygulanmakta olan mevzuat çerçevesinde yürütülür.[16] Ancak, milli güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümlerin söz konusu hakka nazaran öncelik taşıyacağına da değinilmiştir.[17]

Doğumla kazandığı Türk vatandaşlığını çıkma yoluyla kaybeden kişiler yeni vatandaşlıkları gereği mirasın iktisabıyla ilgili bazı kısıtlamalara tabi olma ihtimali bulundursalar da özel durumları gereği Türkiye’deki taşınmaz malları üzerinde Türk vatandaşları gibi miras hakkına sahiptir. Bu kişilerin üçüncü dereceye kadar olan altsoyları da bu haktan faydalanacaklardır. Ancak, belirtildiği üzere milli güvelik ve kamu düzenine ilişkin konuların istisnai halleri saklıdır.

Milli Güvenlik ve kamu düzenine ilişkin konularla ilgili olarak, ilgili Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü bir soru üzerine 24.05.2000 tarih ve 1365-01555 sayılı cevap yazısında; Türk vatandaşlığını doğum ile kazanmış olup da, sonradan izin almak suretiyle (eski sosyalist rejimi ile yönetilen Avrupa ülkeleri ve Yunanistan hariç olmak üzere) yabancı devlet vatandaşlığına geçen kişiler ile bunların kanuni mirasçılarının mirasa ilişkin taleplerinin yabancılara uygulanan kanuni kısıtlayıcı hükümler uygulanmaksızın aynen Türk vatandaşları gibi, merkeze sorulmadan, ilgili tapu sicil müdürlüklerinde sonuçlandırılacağını belirtmektedir.

Seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakkı ile askerlik hizmeti yapma yükümlülüğü yönünden

Öte yandan, bu kişilerin seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmeti yapma yükümlülükleri bulunmamaktadır.[18] 4458 sayılı Gümrük Kanunu madde 167/5-b kapsamında, kendilerine ait kullanılmış ev eşyasını gümrük vergilerinden muaf olarak serbest dolaşıma sokmalarına izin verilecek kişiler düzenlenmiştir.

  • Yerleşim yeri Türkiye dışında bulunan kişiler tarafından Türkiye’de satın alma veya kiralama suretiyle edinilen konutta kullanılmak üzere getirilen kullanılmış ev eşyası ve
  • Yerleşim yerini Türkiye’ye nakleden kişiler tarafından getirilen kullanılmış ev eşyası, gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilebilir.

Ev eşyasını muafen Türkiye’ye getirebilecek kişiler için yukarıda sayılanlardan başka çeşitli şartlar belirtilmekle birlikte her ne olursa olsun Türk vatandaşlığından çıkan kişilerin bu haktan faydalanamayacağı açıkça vurgulanmıştır. Diğer yandan, çift uyruklu kişiler bu bölümde yer alan muafiyetten faydalanabilecektir.[19]

Kamu hizmetinde görev alma yönünden

Vergi muafiyeti yasağına benzer şekilde, maddede belirtilen kişilerin, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamayacağı ve ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalışabileceği düzenlenmiştir[20].

Sosyal güvenliğe ilişkin haklar yönünden

Yukarıda belirtilen kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları ise korunmakta ve bu hakların kullanımında ilgili kanun hükümleri uygulanmaktadır.[21]

Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar yönünden

Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi vasıtasıyla korunduğundan, söz konusu haklara ilişkin yabancı kişiler ve vatandaşlar yönünden bir ayrım bulunmamaktadır.

Mavi Kart iktisabı yönünden

Doğumla Türk vatandaşı olmasına karşın Türk vatandaşlığını çıkma yoluyla kaybedenler ve bunların çocuklarına, Türkiye’deki haklarını korumalarını sağlamak amacıyla talepte bulunması halinde Mavi Kart verilmektedir.[22] Ayrıca yine madde kapsamında bulunan kişilere Bakanlıkça kimlik numarası verilecek ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aranan yerlerde ilgili kişi tarafından bu kimlik numarası kullanılabilecektir. [23] Öte yandan, MERNİS veri tabanında kayıtlı doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin kayıtları Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası değiştirilmeksizin Mavi Kartlılar Kütüğüne taşınmaktadır.

Mavi Kartlılar Nüfus Kayıt Örneğinin geçerlilik süresi 30 gündür. Mavi Kartın ise herhangi geçerlilik süresi ise bulunmamaktadır. Bu nedenle üzerinde silinti, kazıntı ve bir düzeltme yapılmayan, taşıdığı bilgilerden tereddüt duyulmayan Mavi Kartların değiştirilmesine gerek yoktur. Ancak kişi Mavi Kartındaki fotoğrafı ile tanınmasına engel teşkil edecek şekilde değişmişse Mavi Kartın değiştirilmesi gerektiği belirtilmektedir.[24]

Yukarıda açıklanan hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Yönetmelik’in 53. maddesin belirtildiği üzere Mavi Kart, yurt dışında dış temsilcilikler ve yurt içinde il müdürlüklerince düzenlenir. Mavi Kart almak için; talebi belirten dilekçe, iki adet fotoğraf ve yabancı devlet vatandaşı olduğunu gösteren kimlik belgesiyle veya pasaportla birlikte müracaat makamlarına başvurulur.

Mavi Kart nüfus cüzdanı, pasaport veya kimlik belgesi olarak kullanılmayacağından kurumlardan hizmet alınması sırasında Mavi Kartın yabancı kimlik belgesiyle birlikte ibraz edilmesi gerekmektedir. Mavi Kart sahipleri, değinilen sınırlı sayıdaki istisnalar haricinde Türk vatandaşı gibi muamele görme hakkını barındıracaktır.

Mavi Kart iktisap ederek Mavi Kartlılar Kütüğüne kaydedilenler, her türlü nüfus olaylarını yurt içinde nüfus müdürlüklerine, yurt dışında ise dış temsilciliklere beyan etmekle yükümlüdür.

Mavi Kart sahipleri Türkiye’de ikamet edebilecek ve talepleri halinde sadece defter bedelini ödemek kaydıyla, kendilerinden başkaca herhangi bir harç tahsil edilmeksizin ikamet tezkeresi alabilecektir.

Bu kişiler, herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın Türkiye’de gayrimenkul edinebilir ve satabilir.

Yine söz konusu kişilerin e-devlet üzerinden sunulan hizmetlerden faydalanmak üzere e-devlet şifresi sahibi olmaları mümkündür. Aynı zamanda bulundukları ülkedeki Türk Konsolosluğundan alacakları onaylı Mavi Kart fotokopisi ile kimlik ve adres bilgilerini içeren formun Ankara İl Defterdarlığı Başkent Vergi Dairesi sunulmasıyla, vergi dairesince kendilerine vergi kimlik numarası verilecek ve bu numara başvuranların adreslerine gönderilecektir.

Mavi Kart sahiplerinin gelir vergisi yükümlülükleri

Mavi Kart uygulamasına tabi tutulan kimselerin Türkiye’de işyeri açması veya açılmış bir işyerinde ortaklık sıfatıyla hak sahibi olması halinde tam mükellefiyet – dar mükellefiyet kapsamlarında nasıl değerlendirileceği tartışılmaktadır. Kişilerin gerçek kişi sıfatıyla elde ettikleri kazançlar ve iratlar 193 sayılı Gelir Vergi Kanunu (“GVK”) madde 1 uyarınca gelir vergisine tabidir.

GVK madde 4’te yer alan hüküm uyarınca aşağıda sayılı kişiler Türkiye’de yerleşmiş sayılır ve Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilir;

“Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır:

1. İkametgahı Türkiye’de bulunanlar;
2. Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”

Bu nedenle, bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturan gerçek kişilerin Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı ve tam mükellefiyetliler arasında bulunacağı düşünülmektedir.

GVK madde 6’da “Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler SADECE TÜRKİYE’DE ELDE ETTİKLERİ kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler.” düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Kanunun 7. maddesinde dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından elde edilen kazanç ve iratların “yurt içinde” veya “yurt dışında” iktisap edildiğinin hangi şartlara göre tayin edileceği belirtilmektedir.

Konu ile ilgili olarak 06.03.1998 tarihli ve 23278 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 210 Seri No’lu GV Genel Tebliğinde şöyle denilmiştir;

“Yurt dışında oturma veya çalışma izni bulunan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu ailelerini de yanlarına alarak, uzun bir süreden beri bulundukları yabancı ülkelerde yaşamaktadırlar. Dolayısıyla bu vatandaşlarımızın kişisel ve ekonomik ilişkileri Türkiye’den ziyade bulundukları ülkelerde yoğunlaşmıştır. Öyle ki bunların önemli bir kısmı bulundukları ülkenin vatandaşlığına geçmiştir. Bu durumda, gelir vergisi uygulaması açısından, yurt dışında oturma veya çalışma izni bulunan vatandaşlarımızın ikametgahlarının bulundukları ülkede olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Öte yandan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerin çok büyük bir kısmıyla yapılan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları yürürlüktedir. Yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları bu anlaşmalar uyarınca, daimî meskene sahip bulunduğu ülkenin gerek Türkiye’de gerekse yabancı ülkede daimî meskenin bulunması halinde ise kişisel ve ekonomik ilişkilerinin bağlı bulunduğu ülkenin mukimi sayılmaktadırlar. Yabancı ülkelere yaşayan Türk vatandaşlarının kişisel ve ekonomik ilişkilerinin yoğunlaştığı yer, bulundukları yabancı ülkeler olduğundan, bu ülkeler anlaşmaların uygulanması bakımından mukim ülke olarak vergileme hakkına sahip olmakla, Türkiye ise ancak kaynak ülke olarak vergileme hakkını sürdürebilmektedir.

Buna göre; Gelir Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (2) numaralı bendinde belirtilenler hariç olmak üzere, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilmeleri gerekmektedir. Bu vatandaşlarımızdan kesin dönüş yaparak Türkiye’ye yerleşenler ile bir takvim yılı içinde altı aydan daha fazla süreyle Türkiye’de oturanlar ise tam mükellefiyet esasında vergilendirileceklerdir.”

T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü’nün B.07.1.GİB.4.07.16.01-GVK.2010.140-220 sayılı ve 15.07.2011 tarihli, “Özelge: Mavi Kart uygulamasına tabi Türk vatandaşının işyeri açması halinde tam mükellef olarak mı yoksa dar mükellef olarak mı vergilendirileceği” hakkındaki bilgilendirme metninde 210 Seri No’lu GV Genel Tebliği’ne atıf yapılarak aşağıdaki şekilde karar belirtilmiştir;

“…Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde;  mavi kart uygulamasına tabi vatandaşlarımızın bir takvim yılı içinde altı aydan fazla süreyle Türkiye’de oturmamaları şartıyla, Türkiye’de işyerlerinin olması veya daimî temsilci bulundurmaları ve kazancını bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla sağlamaları halinde dar mükellef olarak vergilendirilmeleri gerekmektedir. Ancak, Türkiye’de bir işyeri açmak suretiyle veya daimî temsilci bulundurarak kazanç elde eden mavi kart uygulamasına tabi vatandaşlarımızın bir takvim yılı içinde altı aydan fazla süreyle Türkiye’de oturmaları halinde ise tam mükellef olarak vergilendirilecekleri tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.”

Sonuç olarak, Mavi Kart sahiplerinin Türkiye’de gelir elde etmeleri durumunda bu gelirler için vergi dairesine beyanda bulunmaları gerekmektedir.

Türkiye’de bir takvim içerisinde 6 aydan fazla süreyle oturmamak şartıyla ayrıca Türkiye’de işlerinin olması veya daimî temsilci bulundurmaları ve kazancını bu yerlerde veya bu temsilciler eliyle sağlamaları halinde dar mükellef olarak vergilendirilecektir. Dar mükellef olarak değerlendirilen kişiler yalnızca Türkiye içinde elde ettikleri kazanç ve iratlardan dolayı vergi yükümlülüğü bulunduracaktır.

Öte yandan, Türkiye’de bir işyeri açmak suretiyle veya daimî temsilci bulundurarak kazanç elde eden mavi kart uygulamasına tabi kişilerin bir takvim yılı içinde 6 aydan fazla süreyle Türkiye’de oturmaları halinde tam mükellef doğacak ve yurt içinde veya dışında elde ettiği gelirin tamamı vergiye tabi olacaktır.

Mavi Kart sahiplerinin ortağı olduğu tüzel kişilerin kurumlar vergisi yükümlülükleri

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca kurumlar vergisine tabi kişiler şunlardır;

  • Sermaye şirketleri
  • Kooperatifler
  • İktisadî kamu kuruluşları
  • Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler
  • İş ortaklıkları

Anlaşılacağı üzere kurumlar vergisi mükellefiyeti tüzel kişilikler üzerinde doğmaktadır. Bu nedenle tüzel kişi ortaklığına sahip gerçek kişilerin, Türk vatandaşlığından çıkarak Mavi Kart iktisap etmelerinin kurumlar vergisi yönünden yaratacağı bir değişiklik bulunmamaktadır.

F.  TÜRKİYE İLE PORTEKİZ ARASINDA İMZALANAN “ANLAŞMA” UYARINCA KİŞİLERİN VERGİ SORUMLULUKLARI

Bir başka inceleme konusu olan 11.05.2005 imza tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Portekiz Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması (“Anlaşma”) 15.12.2006 tarihli ve 26377 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak 18.12.2006 tarihinde yürürlüğe girmiş, 01.01.2007 tarihi itibarıyla uygulamaya konulmuştur.

Anılan anlaşma Akit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan kişilere, ne şekilde alındığına bakılmaksızın bir Akit Devletin, politik veya idari alt bölümleri ya da mahalli idareleri adına gelir üzerinden aldıkları vergilere uygulanmak üzere hazırlanmıştır. Öyle ki, menkul veya gayrimenkul varlıkların devrinden doğan kazançlara uygulanan vergiler ve teşebbüsler tarafından ödenen ücret veya maaşın toplam tutarı üzerinden alınan vergiler ile sermaye değer artışlarına uygulanan vergiler dahil olmak üzere, toplam gelir veya gelirin unsurları üzerinden alınan tüm vergiler, gelirden alınan vergiler olarak kabul edilecektir.[25]

Anlaşmanın uygulanacağı vergiler özellikle şunlardır;

  • Portekiz yönünden:
    i) kişisel gelir vergisi,
    ii) kurum gelir vergisi ve
    iii) kurum gelir vergisi üzerinden alınan mahalli ek vergi
  • Türkiye yönünden:
    i) gelir vergisi,
    ii) kurumlar vergisi ve
    iii) gelir vergisi ve kurumlar vergisi üzerinden alınan fon payı

Öncelikle, Anlaşmaya göre kişi, daimî olarak kalabileceği bir evinin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilmektedir. Kişinin her iki Devlette de daimî olarak kalabileceği bir evi varsa, bu kişi, yalnızca kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu Devletin mukimi sayılacaktır.[26] Bu doğrultuda kişinin menfaatlerinin yakın olduğu Devlet saptanamaz ise kişinin kalmayı adet edindiği evi dikkate alınacak, eğer böyle bir ev de belirlenemezse kişi yalnızca vatandaşı olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir.

Kişi, bir Devletteki teşebbüs adına mukavele akdetme yetkisine sahip olur ve bu yetkisini kullanırsa, kişinin faaliyetleri doğrultusunda (söz konusu yeri işyeri haline getirmeyen nitelikteki faaliyetlerden olmadıkça) işyerinin varlığından bahsedilecektir. Aynı zamanda kişinin, böyle bir yetkisi olmamasına rağmen, teşebbüs adına düzenli olarak sevk ettiği mallardan veya ticari eşyadan Devlette mal veya ticari eşya stoku bulundurursa ve mal veya ticari eşya satışına katkıda bulunacak herhangi bir faaliyette bulunuyorsa yine işyerinin varlığı kabul edilecektir. İşyerinin varlığı, gelirin vergilendirilmesi hususunda önem arz etmektedir.

Anlaşmada gelirin vergilendirilmesi;

  • Gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelir,
  • Ticari kazançlar,
  • Gemicilik, hava ve kara taşımacılığı,
  • Bağımlı teşebbüsler,
  • Temettüler,
  • Faiz,
  • Gayri maddi hak bedelleri,
  • Sermaye değer artış kazançları,
  • Serbest meslek faaliyetleri,
  • Bağımlı faaliyetler,
  • Müdürlere yapılan ödemeler,
  • Sanatçı ve sporcular,
  • Emekli maaşları,
  • Kamu görevlileri,
  • Profesörler ve araştırmacılar,
  • Öğrenciler ve
  • Diğer gelirler başlıklarında ayrı ayrı incelenmiştir.

 

Saygılarımızla,

Gülaç Hukuk Bürosu

 

Türk Vatandaşlığından Çıkma Başvuru Formu[27]

[1] TVK madde 3/b: Türk vatandaşının aynı anda birden çok vatandaşlığa sahip olması

[2] Vatandaşlıktan çıkma belgesi veya çıkma izin belgesi almak isteyen kişi (“D” bölümünde açıklanmıştır)

[3] Bölüm “D” de ve 8 no.lu dipnotta izah edildiği üzere işbu Bilgi Notunda “çıkma izin belgesinden” değil, “çıkma belgesinden” bahsetmek uygun olacağından bundan böyle yalnızca “çıkma belgesi” tabiri kullanılacaktır.

[4] TVK madde 25/1; “… verilebilir.”

[5] TMK madde 12; “On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.”

[6] Uyrukluğuna geçmek istenilen devlet vatandaşlığının kazanıldığına dair belgenin onaylı Türkçe tercümesi, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü / Sunulacak Belgeler,

https://www.nvi.gov.tr/sss-vatandasliktan-cikma-ve-vatandasligin-kaybettirilmesi, (Son giriş tarihi: 15.02.2020)

[7] TVK madde 36/2; a) Nüfus kayıtları, b) Nüfus cüzdanları, c) Pasaport veya pasaport yerine geçen belgeler.

[8] Kanun ve Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) madde 41 ve madde 42 nezdinde “Türk vatandaşlığının kaybı” tabiri; 1) Türk vatandaşlığından çıkma, 2) Türk vatandaşlığından çıkma kararının iptali ve 3) Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi için kullanılan üst başlık niteliğindedir. İşbu Bilgi Notu hali hazırda çok vatandaşlık sıfatını haiz kişilere konu olduğundan bundan böyle Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin ifadeler Türk vatandaşlığından çıkma hususu açısından ele alınacaktır.

[9] Türkiye Cumhuriyeti’nin yabancı ülkelerde bulunan büyükelçiliği, başkonsolosluğu veya konsolosluğu.

[10] TVK madde 38.

[11] TVK madde 27/1.

[12] TVK madde 27/2.

[13] 06.04.2010 tarihli ve 27544 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik madde 50.

[14] TVK madde 34.

[15] TVK madde 28/4 uyarınca bu haklardan faydalanabilecek altsoyun derecesi Cumhurbaşkanınca genişletilebilir.

[16] Yönetmelik madde 52/2.

[17] TVK madde 28/1.

[18] TVK madde 28/2.

[19] Gümrük Kanunu ve T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan bildiri https://ggm.gtb.gov.tr/sikca-sorulan-sorular/bireysel/ev-esyasi-isyeri-nakli-muafiyeti (Son giriş tarihi: 15.02.2020)

[20] TVK madde 28/3.

[21] TVK madde 28/2.

[22] TVK madde 28/6.

[23] TVK madde 28/6, 28/7 ve 28/8.

[24] T.C. Dışişleri Bakanlığı http://www.mfa.gov.tr/mavi-kart-_eski-pembe-kart_-uygulamasi-.tr.mfa

(Son giriş tarihi: 15.02.2020)

[25] Anlaşma madde 2.

[26] Anlaşma madde 4/2-a.

[27] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşlemleri bünyesinde paylaşılan Örnek Form https://www.konsolosluk.gov.tr/Procedure/ShowProcedureDetail/?procedureId=7&procedureDetailId=5000 (Son giriş tarihi: 15.02.2020)

Leave a comment